"G.O.R.A"da tanıdığımız, halis mulis Anadolu topraklarından çıkma kahramanımız Arif taş devrine düşerse n'olur? Cem Yılmaz, "A.R.O.G"da bu sorunun peşine düşüyor. Sevgilisinden kopartılan, taaa 1.000.000 yıl öncesine ışınlanan Arif her vakur, kıvrak Anadolu çocuğu gibi yılmıyor ve onca ilkellik, yokluk arasında, tıpkı uzaya damgasını vurduğu gibi, taş devrine de damgasını vuruyor.
Ah ah, bu kahraman evladımızın çilesi hiç sona ermeyecek mi?! Çekirdek ailesinde mutluluğun keyfini süremeyecek mi?! Sevenler kavuşamiyecek mi? (Burada Kibariye'den acılı bir parça çalmaya başlar). Tam mendillerimizi çıkartıp ağlamaya başlayacakken henüz mendilin icat edilmediğini fark edip gerçeğe döner, yeşil çayırlarda otlayan dinozorlarla hafif maceralar yaşadıktan sonra paralel evrende kendi gerçekliğimize dönebilmek için çalışmalara başlayabiliriz. Unutmayalım 'taş devrinde de olsa insan insandır'.
1960, 70, 80, 90, 2000… sen hep varsın Arif, taş devrinde niye olmayasın. Sen ki uzayda bulunmuş, kahramanlıklarınla uzaylıları kurtarmış, uzaylı gelinimizi taktığın gibi koluna ("kalın burada" ısrarlarına rağmen) yurduna dönüş yapmış adamsın. Bu toprakların adamısın. Bu toprakların parodisisin. Kıvrak, çevik, cahil, iş bilir, komik adamsın vesselam. Her yerde her durumda paçayı sıyırır, bulunduğun ortama anında uyum sağlarsın. Sen insanlığın bukalemunusun Arif. Sen benim/bizim abartılmış halimsin/halimizsin Arif. Çok yaşa Arif.
Hollywoodvari büyük bir prodüksiyon
Bu toprakların bir nomero komedyeni Cem Yılmaz'ın bize has karakteri Arif'in maceralarının bu yeni bölümünde, hikaye biraz zayıf kalsa da özenli çalışma, başarılı prodüksiyon, sorunsuz akış ve tabiî ki bol bol kahkaha attırmayı başarması ortaya 'kaliteli' ve komik bir seyirlik çıkarmış. Her şeyden önce, "A.R.O.G"un sinemamıza giderek hakim olan, 'dayama' espriler ve yalapşap kurgu ile kotarılıp önümüze sunulan komedi filmlerinden sıyrılması ve çıtayı yukarıya taşıması sevindirici. Bir sevindirici yan da, büyük prodüksiyon olma işine soyunup bunun altından büyük ölçüde kalkabilmesi. Ne derler bilirsiniz "bir film sadece film değildir." Sonuçta bir film sanatsal ürün olduğu kadar ticari bir metadır (en azından ticari başarı hedefleyen yapımlar açısından) ve günümüzde ticari bir metanın başarısı, kendi başarısı kadar (ki ilk koşul asgari bir eli yüzü düzgünlüğün yakalanmış olmasıdır) büyük oranda pazarlama başarısına da bağlıdır. İşte Hollywood işi büyük yapımların başarısını altında biraz da (sanırım birazdan daha çok) bu yatar. Çıtayı yükseğe koyup, bu çıtayı geçmeyi başarmak da sanıldığı kadar kolay olmasa gerek. Elbette anahtar rolün, sihirli sözcüğün 'para' olduğu aşikâr ama, söz konusu olan sinema olduğunda paranın ötesine geçen birçok faktör var. Her şeyden önce geniş kitleleri kapsayacak çapta (dikkat nitelikli demiyorum) bir hikâyeniz, starlığın altından kalkabilecek çapta bir ya da birkaç yıldız oyuncunuz olacak, filminiz efekt, dramaturji açısından inandırıcı, sağlam olacak, görüntü kalitesi tabiri caizse 'cam gibi' olacak. Olacak oğlu olacak yani. Bunun dışında reklam, tanıtım kampanyanız ilgi çekici ve arkanıza yığdığınız güç sizi taşıyacak çapta olacak. İşte tüm "ama"larına (ki kaşırsanız baya eksik gedik buluyorsunuz) rağmen tüm bunları başarması "A.R.O.G"un sinemamıza kattığı asıl artı diye düşünüyorum.
Şimdi "abicim adam Cem Yılmaz, a dese olay oluyor, gülünüyor, ne yapsa ticari başarıyı yakalayacak, bunda abartacak bir şey yok" dediğinizi duyar gibi oluyorum. Haklısınız, Cem Yılmaz neredeyse ticari başarının garantisi ama elinizi vicdanınıza koyun çok kofti bir işle karşımıza çıksa arkasından teneke çalmaz mıyız? Benim cevabımı bulmaya çalıştığım şey, bu filmin sinemamızda kısa dönemde yaratacağı ticari hareketliliğin yanında uzun dönemde ne katacağına dair. Benim naçizane cevabım, "A.R.O.G"un sinemamızın sektör olmasına, hedeflerini büyütmesine ilişkin katkı yaptığı yönünde. Eğer biraz daha evrensel bir tat, dil tutturulabilir, kimi fazlalıklar törpülenip, daha sağlam bir hikâyeyle yola çıkılırsa, dünya sinemasına biz niye komedyen armağan etmeyelim? Haddimi aşarak Cem Yılmaz'ın sonraki hedefi bu olmalı diye düşünüyorum. Beni, bizi zaten güldürüyorsun; sen git asıl elin Avrupalısını, Amerikalısını, Uzakdoğulusunu, Afrikalısını güldür bakalım yapabiliyor musun! He he, Cem Yılmaz'ın şovundaki esprilere benzedi ama işin doğrusu, artık ondan böyle hareketler bekliyoruz.
Kaliteli, komik, lakin "ama"ları olan bir film
Birçok değerli sinema yazarı arkadaşım filmin uzun uzun kritiğini yapacağından, sinemasal değeri hakkında epey şey söyleyeceğinden ben orasına çok girmeden derdimi anlatayım dedim. Filmi nasıl bulduğumu dair de birkaç cümle kurup yazımı noktalayayım. Birincisi (sanrım birçoğumuz bunda hem fikirizdir) "G.O.R.A"dan çok daha eli yüzü düzgün, doyurucu bir filmle karşı karşıyayız. Sıkı espriler var ama onları peşi sıra izleyen bazı espriler, özellikle de absürdlüğe yaslananlar, "izlediğiniz bir film" diye hatırlatanlar pek olmamış. Sanki yönetmenler bu esprilere biraz kıyılabilseymiş, daha iyi akan, daha kuvvetli bir film ortaya çıkacakmış. Filmde birçok popüler öğe kullanılmış, genelde batmıyor, rahatsız etmiyor. Ancak çok iyi başlayan futbol sahneleri biraz uzun olmuş, bu yüzden bu sahnelerin etkisi azalmış; yine de erkeklerin dünyasında hesaplaşmanın futbolla yapılması fikrini çok hoş bulduğumu söylemeliyim. Fimin efektleri epey başarılı. Belli ki, söylendiği üzere iyi
para harcanmış, görkemli setler kurulmuş; ama yine de o kadar paranın (8.5 milyon dolar) nereye harcandığını anlamakta biraz zorlanıyorsunuz. Bir de filmin tek starı, her şeyi Cem Yılmaz. "G.O.R.A"da Cem Yılmaz'ı destekleyen karakter sayısı daha fazlaydı, burada o düzey tutturulamıyor, yan karakterler üzerinde biraz daha çalışılsa, hikâye onlara birazcık daha yer açsa hoş olurmuş.
Özetle değerlendirmem böyle, izleyenleri hayal kırıklığına uğratmayacak, eli yüzü düzgün büyük bir yapımla karşı karşıyayız. Son bir not olarak filmi seyretmeye koşacaklara önerim beklenti eşiklerini çok yukarı koymamaları; çünkü sonuçta izleyecekleri şey bir film, Cem Yılmaz'ın tek kişilik sahne gösterisi değil. Salondan içeri girip gülmeye başlayıp, film bitinceye kadar sürekli gülünecek bir durum yok ortada, ama epey kahkaha vaat ettiği de açık.
Kaynak: Sinema.com
Bandırma, Bandırma Haber, Bandırma Eğlence ve Yaşam Sitesi"A.R.O.G": Arif olan taş devrinde de arif... - Bandırma, Bandırma Haber, Bandırma Eğlence ve Yaşam Sitesi