|
Kapıdağ Yarımadası Turu'muz devam ediyor... Turun ilk gününde Ballıpınar Köyü'nde gecelemiştik. Sabah, köy kahvesinde, kahvaltımızı yaptıktan sonra 09:30'da yola çıkıyoruz... Hava puslu ve bulutlu... Her an yağmur yağabilir... Süleyman Şatır 29 Ağustos 2005 Pazar
Ballıpınar'ın Bandırma ile bağlantısı, bizim dün geldiğimiz Tatlısu - Dalyan - Karşıyaka - Çayağazı yolu olduğundan şimdi geçtiğimiz yol pek kullanılmıyor... Bu yol Ballıpınar'ı komşu köy Ormanlı'ya bağlıyor. Şimdi taşlı, toprak bir yolda ilerlemeye çalışıyoruz. Ama manzara çok güzel. Denize paralel, yüksekten gidiyoruz. Her dönemeçten sonra bambaşka bir güzellikle karşılaşıyoruz. Resim çekmekten, ilerliyemiyoruz. Can, resim çekme konusunda bir yönetmen gibi çalışıyor... Bu arada karşımıza bir keçi sürüsü çıkıyor. Hemen makinalarımıza sarılıyoruz ama, keçiler bir anda tepeden denize doğru koşmaya başlıyorlar. Aklımıza intihar eden koyunlar geliyor ama, keçilerin uçuruma düşmeye pek niyetleri yok... Zaten, keçilerin ağılı da denize doğru inen dik yamaçta... Bir süre daha ilerliyoruz. Yolun, deniz tarafının en az 50-60 metrelik çok dik eğilimli bir uçurum olduğunu fark ediyoruz. Buranın gerçekten duvar gibi bir uçurum olduğunu anlatabilmek için, görüntülemeye çalışıyoruz. Şimdi de yolun kenarındaki bir çardakta duruyoruz. Necati Bey, etrafa atılan çöpleri topluyor. İnsanlar yiyip içtikten sonra neden çöplerini toplamadan giderler, anlaşılmaz... Bir süre ilerledikten sonra, yine fotoğraf çekmek için deniz kıyısına iniyoruz... Can, sanki bir spor dergisinin kapak fotoğrafını çekiyor... Necati Bey'in resmini çekmek için epey uğraşıyor... Ardından Necati Bey'in yerine ben geçiyorum. Daha sonra makinayı bana veriyor. Yaptığı ayarlarla onun fotoğrafını da ben çekiyorum... Fotoğraf makinasında dia kullandığı için, daha resimleri göremedik. Bu arada, sahilin çöp içinde olduğunu görüyorum. Pet şişeler, plastik şişe kapakları, bira kutuları, plastik süt şişeleri, terlikler, ayakkabılar... Deniz, atılan bütün çöpleri poyraza bakan bu sahile iade etmiş... Bir süre sonra tekrar yola çıkıyoruz. Yol şimdi içeriye dönüyor. Buralara bir gece önce yağmur yağmış olsa gerek, yollar çamur içinde. Artık buralara sonbahar gelmiş olmalı. Yavaş yavaş ilerlemeye çalışıyoruz... Ben Kapıdağ Yarımadası turunu bir günde tamamlayabilirim diye düşünüyordum. Bu yolda süratli gitmek olanaksız. Şimdi de tırmanmaya başladık. Yolun bu kesimi yine kuru bir dereyatağı gibi. Sular yolun toprak kısmını götürmüş, sadece taşlar kalmış... Hoplaya zıplaya gidiyoruz. Yol bizi tekrar yükseğe çıkarıyor. Manzara harika. Bu güzellikleri anlatamıyorum. Ama, bol bol resim çekiyorum. Saat 12:20'de Ormanlı köyüne geliyoruz. Üç saatte 13 km yol gelebilmişiz. Aslında, yollarda resim çekmek için çok oyalandık. Ormanlı, turistik bir yer. Burada pansiyonlar var.
Her yer kırmızı soğan. Soruyorum kilosu 250-300 bin liraymış. Balıkçılık pek gelişmemiş. Zeytinlik ve ıhlamur köyün diğer geçim kaynaklarıymış. Burada bir bakkalda ayaküstü madensuyu içtikten sonra yola devam ediyoruz. Yol asfalt. Artık arabalar da görünmeye başlıyor. Şimdi önümüzde Turan köyü var. 16. km'de benim arka lastiğim patlıyor. Karadeniz turunda 13 günde 1160 km yol yaptım, bir kere bile lastik patlatmamıştım. Jant, lastiği kesmiş. Can'la birlikte lastiği tamir ediyoruz. Biraz sonra tekrar yollardayız. Manzara harika. Fotoğraf çeke çeke yola devam ediyoruz. 14:10'da Turan köyüne geliyoruz. 23. km'deyiz. Burası da turistik bir yer. Ama sezon artık kapanmış. Yemek yiyebileceğimiz bir yer buluyoruz ve dalıyoruz. Köfte yiyeceğiz. Turan'da epey oyalanıyoruz. Saat 15:30'da tekrar yola çıkıyoruz. Turan'dan Erdek'e kestirme bir yol var. Ama biz sahilden gideceğiz. Şimdi önümüzde Doğanlar var... Yol bizi yine tırmandırıyor. Turan'ın hemen çıkışında bir çöplük görüyoruz. Buraya nasıl çöp dökülebilir anlamıyorum. Biraz ileride plaj var. Buraları görüntüleyerek yola devam ediyoruz. Uzaktan Marmara Adası'nı görüyoruz. Zaten Doğanlar köyünden sonra, yarımadayı dönmemiz gerekiyor. 31. km'de Doğanlar'a giriyoruz. Saat 16:47... Burası da Erdek'e olan bağlantısından turizm gelişmiş. Yola devam ediyoruz. Marmara Adası'nın yanı sıra artık Paşalimanı Adası'nı da görüyoruz. Hemen arkasında da Avşa görünüyor... 34. km'de Büyükova, 40. km'de İlhan, 43. km'de Narlı'dan geçiyoruz. Saat 18:00... Rüzgar arkamızdan bizi kovalarken birden yön değiştiriyor ve şimdi tam cepheden esiyor. 18:35'de Ocaklar'a geliyoruz. 10 dakikalık moladan sonra yine yoldayız. Ocaklar çıkışında kısa ama hatırı sayılır bir çıkış var. Trafik de çok yoğun... Artık önümüzde Erdek var. Dümdüz asfalt yolda rüzgara karşı 20-25 km hızla pedal basıyoruz. Ballıpınar'dan beri çoğu toprak, inişli çıkışlı bu yollarda 61,83 km pedal basarak Erdek'e ulaşıyoruz. Saat 19:11... Can, 31 Ağustos Çarşamba günü işinin başında olması gerektiğini söylüyor. Erdek otogarına gidiyoruz, otobüslerde yer olmadığını görüyoruz. Şansına bileti iade etmek isteyen biri gelince, bileti hemen alıyor. Metro'nun İstanbul arabası gece saat 00:00'da... Ben, Necati Bey'le Öğretmenevine yerleşiyom. Erdek Öğretmenevi, konaklamak için tam turistik tarife uyguluyor. Neyse yemek ve kahvaltı çok ucuz... Üçümüz Öğretmenevi'nin bahçesinde 23:30'a kadar oturuyoruz. Daha sonra Can'la vedalaşıyoruz... Turun bu kadar kısa olması bizi tatmin etmiyor. Ertesi sabah, Necati Bey'le birlikte Gönen'e gitmeye karar veriyoruz... Kapıdağ Yarımadası Turu...
(29 Ağustos 2005, Pazar)
2. Gün : Ballıpınar - Ormanlı - Turan - Doğanlar - İlhan - Narlı - Ocaklar - Erdek
Ballıpınar'dan çıkış : 09:30 Erdek'e varış : 18:35 Yapılan km : 61,83 km Ortalama hız : 12,66 km/saat En yüksek hız : 40,9 km/saat Bisiklet üstünde geçen zaman : 5:02:50 saat
Turun 2. gününde yapılan toplam km : 117,27 km 29 Ağustos 2005, Pazar Yazar:
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
/ mtbtr.com Yazı Gönderin; Mail İle, Mesaj Panosu ile, |